Türkiye toplumu ketenpereye getiriliyor…/Orhan Karakuş

ben ve atatürkElim vaka kaza mı? Yoksa sofistike kırım mı?
“Bin imzalı metni ve Demirtaş mektubunu” irdeleyeceğim bu yazıya : Beşeri ve fiziki coğrafyamızda sürdürülen kritik made ,enerji ve su kaynakları hedefli emperyal III.Dünya savaşı operesyonları vesilesinde ajitasyon ile cendereye sıkışan yada istihbarı maniplasyon ve ince sofistike detaylandırılmış saldırılar sonucu yitirilen yurt evlatları için Türkiye’nin başı sağ olsun…”Allah rahmet eylesin, Ruhları şad olsun”…diyerek başlayayım.
Kato dağında opersayonlar sürdüren bu komuta kademesi bir araya hangi vesile ve çağrı ile geldi?..2-Kaza denilen bu vakada önce yada sonra patlamaların formu ne?..Bu konuda uzman olduğunu söyleyen tradlı birileri sosyal medyada <füze ile vuruldu> >zaman ve imkan tasarrufu>,<Helikopter özallikleri>,v.s babından değişik analizler yapıyorlar. Kesine yakın bir hüküme varmak için epey sağlıklı veri ve bu alanda sağlam bilgi gerekiyor.Bu iki soruyu sezgilerimi alt başlığa bağlı kafamda çevirmeye devam edeceğim.Şunuda bir TC yurtaşı olarak not edeyim:Nato konseptine sokulan ve içinden darbeler üreten bu ordunun, Akp hükümetleri araçsallığında; sarıkız, ayışığı,casusluk, balyoz v.s kumpasları ile bağımsızlıkçı genetiği darp altına alınımış, Fetö’nün 15 Temmuz kalkışmasında lime lime dökülmüş ve merkezi komuta kademesi derdest edilmiş bir vaziyet ile muttalidir.Politik olarak ordunun caydırıcı gücü:”Yurta sulh ,cihanda sulh” eksenine çevirlmelidir.
I-“Çağrımız 80 milyonadır” Bin imzalı metin…
“Bugüne kadar tarihsel, toplumsal, siyasal çeşitli nedenlerle ayrı düşmüş, zaman zaman karşı cephelerde, hasım siyasetlerde yer almış olanların, benzerini yaşamadığımız yaygın tehdit ve tehlikeye, birliktelikten güç alarak karşı koyma ihtiyacından kaynaklanıyor. Çağrımız; vicdan ve adalet aşınmasına uğratılan ülkemizde, siyasi, ideolojik, örgütsel aidiyet, inanç, kimlik farklılıklarımızı aşarak; adalet için, barış ve demokrasi için, muktedirin zulmüne karşı mazlumun hukukunu korumak için bir araya gelme çağrısıdır. Hak ve hukukun egemen olduğu bir ülkede, cepheleşmeden, düşmanlaşmadan barış içinde yaşamayı arzulayanların ortak sesidir...” ile başlayan Oya Baydar açış konuşması.. (altı çizili yerler tarafımdan)
a-)“Benzerini yaşamdığımız yaygın tehdit ve tehlike “ sadece ülkemizde değil girişte ifade ettiğim kendi okumam gereği tüm dünyadadır. Dolayısı ile sadece ülkemize indirgenmesi bir kısıtlı görüştür.ve bunu ” vicdan ve adalet aşınmasına uğratılan ülkemizde” duyarlı ve duygusal söz dizimi söz ile perçinlemek, dünyada sözüm ona <güvenlik abartısı> ile sürdürülen tüm hak ihlallerini ve enerji kaynakları ile kritik madde kaynakları talan ve işgaline boğulan beşeri coğrafyamızda süren NBC başlıklı füzelerin kullanımına ramak kalmış ölüm- yıkım ve mülteci- göçmen dramlarını göz ardı etmektir.Mazlumlar sadece ülkemizde değil her hücresi ile tüm yeryüzündedir . <Ortak akıl ortak ses>,İnsanı biata ve ait olmaya zorlayan egemen nefsin emare parametresi olup hiç haz etmem. Kendi akıl operatörüm muhahkkak farklı girdiler ile bir yaklaşım üretir. Meslelelere yaklaşım yöntemim hedefler konusunda halik omuşlarla ile bir uylaşım arar. < Senkronize harmonik sesi>, taze güçler özellikle dirimseli çoşkun olan gençler verecek.Temel tandadansı Sulh,Hakkaniyet ve Razılık ile kadim toprakların esas özdeğerleri olup bunun ufkunu referandum öncesi vicdani politik rota yazısı ve efarandum sonrası sulh ve hakkaniyet varır yolumuz(1-2) yazıllarında işlemeye gayret ettim.(www.okuyay.net)
b-)‘Yarın çok geç olmadan…’ ve ‘Kazanabiliriz’ kısmından…
“…Yaşadığımız şu güç ve karanlık dönemde birlikten doğacak güce ihtiyacımız var. Umuda ihtiyacımız var…” Türkiye’yi önceleyen,<hayır diyenler > gömültüsü ile meşru olmayan refaranduma gönderi ve şahsi ihtiraslarına yenik müktedirleri hedefe koyan, onları bertatraf etmeyi isteyen bir umut aramakta…Burada umudu çoğaltma arayışlarımız “bir şey” olarak çakışmakta ve lakin tüm dünyayı kapsamına alacak emperyal hedefli III.Dünya savaşı hiç aklımızdan çıkmıyor.Baydar sunusu dünya kompakt haline hiç dokunmadan büzük bir farazi yüzey tanımlıyor…
c-)“1000 ismin imzacısı olduğu …Bildiri şöyle: “…
Bu toprakların ortak sahibi olan bizler; ortak yaşamı kurmak, korumak, geliştirmek için, siyasi parti, ideolojik aidiyet, inanç, din, mezhep, milliyet, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin 80 milyona sesleniyoruz. Bizler kutuplaşmak, birbirimize düşmanlaşmak, Türk-Kürt, dindar-laik, evetçi-hayırcı diye bölünmek, onlar-bunlar diye ayrıştırılmak istemiyoruz. İnancımızı, dinimizi, dilimizi, kültürümüzü, hayat tarzımızı kendi seçtiğimiz gibi, özgür, eşit, korkusuz, huzur içinde yaşamak; birbirimize güvenmek, dayanışmak istiyoruz…
Savaşa sürüklenmekten, çatışmacı ortamdan, nefret dilinden, hukuk ihlallerinden, haklarımızın özgürlüğümüzün kısıtlanmasından, can ve mal güvenliğimizden, toplumun vicdanını yitirmesinden, ahlak aşınmasından, toplumsal duyarsızlıktan endişe duyuyoruz.
Tek adam rejimi ve partili devlete, adaletsizlik ve hukuksuzluğa, Meclis’in etkisizleştirilmesine, her çeşit muhalefetin baskı ve tehditle sindirilmesine karşıyız. Yüzbinlerce kamu çalışanını, siyasetçiyi, akademisyeni, medya, yargı ve güvenlik mensuplarını haksız, hukuksuz keyfi uygulamalarla, tutuklamalarla, baskılarla tasfiye eden despotik siyasetin yarattığı bütün mağduriyetlere hayır diyoruz!
Geleceğimizi karartan bu anlayışı anayasallaştırmaya çalışan referandumun şaibeli sonuçlarını ve halk iradesinin yasalar yok sayılarak açıkça çiğnenmesini kabul etmiyoruz.
Bir arada güven içinde yaşamak için, acilen:
Hukuk ihlallerine yol açan OHAL’in kaldırılmasını,
Toplumun tümüne yayılan mağduriyetlere karşı adalet ve hukuk güvenliğinin sağlanmasını,
Meclis’in yasama ve denetleme yetkisinin güçlendirilerek iadesini,
Hesap veren, anayasal, şeffaf devlet için kararlı adımlar atılmasını,
Gizli oy ve şeffaf sayım temelli sandık güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz.
Korku, gerilim ve kutuplaştırma siyasetinden güç devşirenlere karşı; ülkemizin geleceğinden sorumlu tüm yurttaşları, farklı kanaat önderlerini, sivil girişimleri, siyasi partileri güç birliğine çağırıyoruz!
Adaletli, hakkaniyetli, tarafsız ve bağımsız yargı ilkesine dayalı ‘hukuk devleti’nin,
Bireysel ve toplumsal insan haklarını tam uygulayan eşitlikçi, çoğulcu demokrasi anlayışının,
Başta yerel yönetimlerde olmak üzere katılımcılığı teşvik edecek bir idari yapının,
İdeolojik dayatmacı, cinsiyetçi, ayrımcı olmayan; özerk ve eleştirel düşünceye dayalı bir eğitim sisteminin,
Bölge halkları ve dünya ülkeleriyle eşit haklı işbirliğini gözeten barışçı bir siyasetin, egemen kılınması için, güçlerimizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.”
Kaynak: Bin kişi imzaladı: Demokrasi için birlikte yürüyelim, kazanalım …
d-)Bildiri: “koruma ve korunma isteği”… Mücadelemiz : “Nefsi milkiyetçi düzeni değiştirme”…
Bidirinin tam metnini burada tekrar sunarken dile getireceğim görüşlerim için bazı sözlerin altını çizdim. < Bu toprakların ortak sahibi olan bizler; ortak yaşamı kurmak...>, Bu topraklar dahil tüm kainatın ve din günün sahibi Allahu Teala…Mülk Allah’ın… Bizler bu ölümlü dünyada, yurtluk belleldiğimiz bu topraklarda tüm halik olmuşlarla bir arada herşeyin hakkını gözeterek sulh ve huzur içinde yaşamak isteyen insanlarız. Köken ve inanış farklılığı gözetmeksizin herkesle denk olarak toplumcu bir yaşamı, hürriyetçi bir dayanışmayı ve doğrudan demokratik bir toplum devletini hedeflemekteyiz.
Bildiride; <geçmişe kuvvetli vurgu ve güvence arayışı> varken süereci kendi katkıları(imzacıların kahır ekseriyeti) ile yaratıkları ve muktedirlerle ortaklaşı kurdukları göz ardı ediliyor.Reformist istekler elbette kendi özel ve yerelinde anlamlıdır.Sulh ve hakkaniyet için Yol yürümek isteyenin. Biz bu yolda yürüken kendi vicdani rotamıza bakar zamanın potansiyadaki açılış ruhu ile haraket ederiz.İstediğimiz huzur ve sulh dünyası için <insanlığın şuurlu kurtuluşudur.>
II-Tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş mektubu
Fikriyatı ifade etme; meşru, zemini haktır.Demirtaş’ın tutukluluğunu onaylamıyorum. “Demirtaş mektubu” dil getirdiği ana eksen; <Öcalan ve PKK> ile aktörleri kurgusal,hayır blokunu evirtme istekli, <Kürt sorununu demokratik barışçıl> çözme odaklıdır.
“…<Gerçekçi müzakere zemini-mekanizması> oluşmalıdır. …<Yaşanan bütün diyalog ve müzakere deneyimlerimizden yola çıkarak bugünün koşullarına uygun, makul, gerçekleşebilir ve sonuç alıcı bir mekanizma ya da çözüm metodu geliştirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.>…”
Basından aldığım bu kısımda..”Demirtaş, mektubuna şu ifadelerle devam etti:
TBMM’nin ve siyasi partilerin, Sayın Öcalan’ın ve PKK’nin böylesi bir mekanizmaya en etkili, barışa ve çözüme odaklı bir şekilde nasıl dahil olabilecekleri somut bir metotla (mekanizmayla) önerilebilir. Bir defa Kürt sorununda ana aktörler olan Sayın Öcalan ve PKK’yi dışlamaya çalışan, bu realiteleri yok sayan hiçbir arayışın ciddiyeti ve samimiyeti olmayacaktır. Bu saatten sonra Öcalan-PKK çözüm sürecinde olsun mu olmasın mı tartışmasını yapmak bile deve kuşu politikasından başka bir şey değildir.
Bizim bu noktada artık hayalci, afaki, tasfiyeci önerileri ciddiye bile almayacağımızı herkes bilmelidir. Ancak bizim de HDP olarak bir öneri şeklinde de olsa taslak bir yol haritasına, mekanizma (metot) önerisine sahip olmamız lazım. Çözümü zor, hatta imkansız gibi görünen meselelerde toplumun güven duyacağı bir metot ortaya koymak esas meselenin tartışılması kadar önemlidir. Hatta işin esasına giden yolda mekanizma (metot-yol haritası) ilk etapta esastan da önemlidir…” denmekte ve girişte söylediğim aktörler ile <müzakere metodu> önermektedir.
Bu toprağın evlatları köken ve inanış farkı gözetmeksizin TC yurttaşı olarak kendilerini hem tanımlamalı hemde hakkaniyetli örgün mekanizmaları ile bunu var etmelidir.Doğal yaşam  arayışında, doğrudan demokratik – laik karakterli örgün bir yapılanışın hürriyetçi bir düzenin inşasında rolü vazgeçilmezdir.Bunun oluşumu bir süreç , tabii iolarak dayanağı kuvvetli bir haraketir…Toplumcu yurtsever haraket ile aşğıdan yukarıya yapılacak oluşumlar gençlik tabanlı, fikri dizgesi ise nefsi düzen kültürelini süzen, arıtan ve damıtan          < felsefi politik bir güç> olmalıdır.
<Demirtaş mektubu>: deneyimlenen ve sekteye uğrayan hamuru bayatlamış metodu güven parametresi ile tekrar fırına sürmektedir.Ne mevcut hükümet, ne ayrılıkçı güçler nede ilişik münevverlerle bu <kaynaşma süreci> oluşamaz.Sürdürülen ayrılıkçı ,sözde özgürlük mücadelesi ve meşru olmayan refarandum ile bu dağılma ve saçılma durdurulamaz.Durum fizik(varlık ve menfaatlar) ötesi ruhsal olup önce birlik ve dirlik için kardeşleşme ve doğal yurttaşlık aranmalı ,demokratik mekanizmalar için bir < kurucu anayasa formu > üretilmelidir.
Sulh ve hakkaniyet cephesinde uzun erimde insanlığın şuurlu kurtuluşu için yola çıkılmalı bunu gereği olan tutum ve davranışlar dirimselde güçlendirilmelidir.Bu toprağın kadim dili deruni Türkçe hepimizin anlaşma zemini olup kendi dillerini öğrenmek isteyen farklılıklara esnek bir açılım sunulmalıdır.Ve yine doğrudan demokratik örgüde yerellerin kendi özgülünde sarih ve selametli irade için halk oylaması öne çıkarılmalıdır.Değişim ve dönüşüm arayışının yeryüzünde olduğu ve yeni toplumcu düzenin tüm halik olmuşların haklarını gözeterek doğal gidişatta birlikte inşa edilebileceği hiç hatırdan çıkarılmamalıdır.
Ön Asyalı bir toplumcu yurtsever…. Atiye baki selamlar…02.06.2017

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>