Sulh ve Hakkaniyete varır yolumuz(1)…/Orhan Karakuş

308685_2356739556462_3887198_n1-Yeryüzü cehenneme dönmeden Sulh YAPICILIGI…
İnsanlık; sömürü ve silahlanma kıskacında her geçen gün daha çok batağa saplanmakta , nefsine mülkiyetçi sitem içinde debelenmektedir. İnsanoğlu , bu sistemi aşan bir tasavvur geliştiremediği sürece başını bu “kara beladan” çıkarması çok zor.Milenyum çağında boğazına kadar haksızlık hukuksuzluk ve yolsuzluğa bulaşan her ülkedeki alemi cihan (!)liderlerin bu düzeni aşma, hak ve hakkaniyeti arama gayreti olmadığını görüyoruz, hemen hepsi bir vesile şeytanı hırs ile nefsi düzenin kölesidirler.İktidar elitleri dünyalığını yapmakta yandaş ve özellikli soylarına “ keyif veren dünya nimetleri “ biriktirmektedirler. 2000’e girerken evlere TV ile sığan dünya ,artık avucumuzun içinde. Ellerimizdeki mobil telefonların internet erişimi ile herkesin ipliği pazardadır. İstihbari yapıların düzeni sürdürme operasyonlar için insan hakları ve demokrasi kisvesi altında yürüttüğü dezenformasyon ve algı çarpıtması bilgiye erişim yollarını bulan geniş yığınlara pek işlememektedir. Emperyalist güçlerin doğal kaynakların talanı ve vahşi sömürünün merkezlere akışının sonuna gelmiş, yerellerdeki enerji , ve su yaşam kaynaklarını ele geçirmek için Afrika, Latin Amerika ve Asya’nın gizili açık /işgali devrededir. Latin Amerika’da ülkelerin temel dayanaklarını istikrasızlığa sürükleyen kukla yönetimler, olmazsa cuntalar…Kuzey Afrika, Ukrayna ve Ortadoğu’da Türkiye dahil BOP ile iç savaş kumpasları ve devşirme yönetim elitleri …Avrasya’da kaynakların talanı için ekonomik abluka ve tepeden teslim alınmış yönetim formları … Bu dünyanın nefsi mülkiyetçi düzen ağaları NATO ve lokal koalisyon tertipleri ile dört koldan insani kardeşleşme dokusunu parçalayacak bin bir senaryo ile devredeler…Şimdilerde “terörist devlet Kuzey Kore “algısı oluşturulmaktadır.Ufak çaplı ve kontrollü, bahanesi bol olacak Nükleer silahlar gerilimi sahneye sürülmüştür…Bu tiyatro sahnesindeki çakar almaz tabanca değil ki patlayınca ya seni yada beni vursun. Düğmeye basınca irili ufaklı tüm ekosistem canlı doğanın vahşi katliamı…Dünyanın bu yöndeki gidişatı tam bir cehennem … Batıdan gelen “bu hayasız mai akım“ doğuda yerleşik uygarlıkların kadim kültürel duvarına er geç çarpacaktır. İnsanlığın kadim kültürelinden kardeşleşme , hürriyet ve hakkaniyet kadim özünü damıtan tüm birey ve sosyal oluşumların buna dur demesi ,Ve de dünya çapında bu fütursuz silahlanmayı yok edecek sulh yapıcı bir hareketin yerellerden üretilmesi elzemdir…
2-Ne kavim nede millet (!), İnsanlığın şuurlu kurtuluşu…
Önceleri bireysel bazda söylenen “yok tek başına kurtuluş ya hep beraber ya hiç birimiz “şimdi insanlığın şuurlu kurtuluşunun temel şiarıdır. Kendini bu “kara beladan” kurtaracağını sanan kavimist ,ulusalcı, bir  dinden mezhepçi , etnik milliyetçi ve de ırkçı formların hiç birisinin ötekini ve ekosistemi yok ederek tek başına çıkışı yok. Doğal kaynakların talanı temiz yaşam alanlarının ve doğal gıda üretiminin yok edilmesi  bu çağın temel meselelerinden birisidir. Şöyle böyle barınma ihtiyacının çözüldüğü ve devasa betonlaşmanın göklere yükseldiği metropol şehirlerde, yarın, gözü mülkiyet ve tüketim ile bağlanan bireyci yığınlar ekmek, su ve hava temel ihtiyaçların yakıcı olacağı günlerde birbirlerine karşı vahşi birer canavara dönüşecektir.Her toplumda eğitim sistemine zerk edilen kendi varlığının yüceliği ve dinde üstünlük ile beslenen narsist kültürel yapılanma savaşa sürülecek insan evlatları için sarılacak birer değer değildir.İlim ve bilim yolunda sevgi ve yakını anlam aşkı , birer insani özdeğer olarak toplumlara sunulmalıdır.
3- Nefsi mülkiyetçi düzeni kültürelde arıtma…
İnsanlığın beşeri ve fiziki coğrafyaya bağlamlı olarak farklı diller ile geliştirdiği kültürel öz yukarıda ifade ettiğimiz gibi nefsi mülkiyetçi ve kibirik değerler için kelime, terim ve kavramlarla  işlenmektedir. Bu kültürel özün her dildeki özsel olarak “öteki denilenler”  için nefret söylemleri bolcadır. Kimi yerde düşünce özgürlüğü ve  bilime karşılık  , kimi yerde yabancı düşmanlığı , hemen çokça her yerde din ayrımı ile mezhep üstünlüğüne dayalı diğerini bidatçi ve kafir sayma iklimi dünyayı kuşatmıştır. Birbirine karşı konumlayarak ;ister Haçlı, ister İslamcı ,ister Siyonist v.b. diyelim hemen her kültürden nefret fışkırmaktadır.İnsan hakları ve hürriyet içi boş yeri gelince operasyon için kullanılan kavramlardır. Bu zehri dillerden sökmek için yeni kavramları içerik ve kapsam olarak iyi tanımlayan bir kültürel uğraşı gerekmektedir.Tüm kültüreli damıtmaya alacak , sulh hakkaniyet ve razılıkla yoğuracak bir toplumcu yurtsever dayanışma hareketi hoşgörü ve kardeşleşme ikliminde huzurla yaşamak için yeni bir dünyanın altın anahtarıdır.Tabii olarak önceliğimiz bu nefsi kültürelden kendimizi arıtmak olmalıdır…(devam edecek) … baki selamlar…

Pin It

One thought on “Sulh ve Hakkaniyete varır yolumuz(1)…/Orhan Karakuş

Ali Ersin Gür için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>