M.Tanju Akad vesile bir cevap gayreti…/Orhan Karakuş

frak51-İdeal:kültürel devrim…M.Tanju dostun yazısına vesile usulde edepli ,üslupta nezih sözlerin nakşına özen gösteren deruni Türkçe ile görüşlerimi burada dile getireceğim.. Bu dil örgüsü ve tınısal yapısal durumu ile doğanın coğrafik yapısı ile uyumludur..İbn Haludun ifadesi ile coğrafya kaderimiz ise estetik ürünler ve dil bu kaderin anlatımının en etkili araçlardır…Doğada meydana gelen hareketin durum ve konuşlanmış formunu fen ile anlatmaya gayret ederken en uygun matematik modelleme ile bunu formüle ederiz.Türkçe dil olarak doğal gidişatta konar göçerler kavimlere nasip olduğundan lirik ve net anlatımda en kapsayıcı SÖZ üretimi yapmıştır.Diğer dillerden bünyesine katılan bazı kelimeleri tını ve söz dizimi kuralları ile yoğurup yaşam pratiginde pişirme yapmaktadır.Oktay Sinanoğlu deyişi Türkçe  ile matematiksel düşünüş uyumu oldukça verimlidir..Özellikle gelişen Fuzzysel mantığın dilsel değişkenleri için  mertebe ve derece analizine Türkçe anlamlı bir derinlik verir.Zaten <Bulanık mantığın> üreten Zadeh kendi kökeni dolayısıylaTürkçe kavramlar ile düşünsel yaklaşım yapar..O halde Derinu Türkçe ile doğa ve toplumu anlatım bilimle ve ilimle bir taç olur.Karşılıklı muhabbetler içinde olduğumuz kişilerin Türkçe konuşuk olmak kalbi duyguları anlatımda birbirine doğal ve sade en uygun dönüşümü yaratır.Köken ayrımı yapmadan kültürel alanda anlaşılır bir içerik uylaşımı kurduğumuz her kişi bizim için cinssiz Er kişidir ve kıymetlidir…Burada şunu ifade edeyim verili durum analizi altyapı-üst yapı ikilemi ile değil <Potansia >ve <an sonrası olası durumları> kapsama alan dönüşüm ekseninden yapılmalıdır…Burada kültürel form: potansia iç dinamiği , sınırların sadeliği ve netlik kazandıran dilsel değişkenlerin formüle edilişi olduğundan <sentetik sözler> esas değişim sağlayacak yapıyı üretir..Bu Yılmaz Öner’den esinle entegre-diferansiyel formdur.M.Kemal Atatürk;”T.C. temelinde kültürel yapı vardır…” derken en özlü buraya alacağım paragrafta ifade etmiştir:paragraf

2-Şehre kubbe ve mahalli meydanlar açmak…İl ve el bir yöreyi kapsama alan ordu merkezli yerleşim düzeni konar-göçer Türk kökenli kavimlere uygun bir yaşam olmuştur.Bu tarihsel akış önceleri güney Cin’e doğru olduğundan bu akımları durdurmakta zorlanan Çin hanedanlıkları< Çin seddini >yaparken kendi içinde de imparatorluk formunu kurmuşlardır.Doğuda yükselen Çin, Japon ve Hint milletlerinin Devlet formları dikey hiyerarşi taşırken ,Türk kökenli kavimlerin geliştirdiği  devlet ve imparatorluk formları hakkaniyet ile kurultay ve divan esaslıdır…Esasen bu bilinç yaşam tarzı ile uyumlu bir beşeri coğrafya formudur.Batıda gelişen imparatorluk formları  iki akım taşır .Birisi ordu ile  diğeri( consil unsurlarının) itifaki(Roma-Bizans) İkincisi; krallar itifaki Ingiliz, German, Fransız …Bu coğrafyalarda  kırsal ve şehirli yaşamda yerleşik yaşam tarzı esastır.Doğudan batıya yürüyüş Asya iç denizinin kuruması bağlantılıdır .Burada Orta Asya iç deniz mi? Yoksa okyanusa boğazı olan Karadeniz benzeri bir deniz mi? …bu fiziksel durum anlatım açısından bir ayrıntı gibi temel yönelimi değiştirmez.Ana yürüyüş  ekseni artık batıya doğrudur.Buradaki anlatım yönümüz Tanju dostun başlama orjini ile çakışıyor.Kendim bu yürüyüşün en az 13.000 yıl önce başladığını düşünürüm. Ve yakın tarih açısından son 5.000 yılın arkeolojik  bulgularında yazılı olarak  bunlar verilidir.Tarihi günümüzdeki izleri ile irdelerken eserlerin ve sit alanlarının tahribi tarihsel hafızanın yok edilmesine yönelik: <Avrupa merkezli batının doğuya ve kendi batısına >yürüyüşünün temelinde;” taş taş üstünde baş gövde üstünde kalmayacak “haçli seferlerine mündemiç bir şiardır…Bu doğu-batı Roma’nın devşirmeli yönetimi yanında İngilizlerin böl yönet siyaseti ile birlikte günümüzde de yürütülüyor.Burada Doğunun hakkaniyetli ve Futuhati formu İstanbul fethi sonrası SultanYavuz& Şah İsmail savaşları ile yok olmuştur.Doğuda medreseler ve ordu merkezli yerleşim şehirlerinde dem alan yaşam tarzı Selçuklular ile Horasani bir yükselişi oluşturmuşken batıya yürüyüşte işgal ve fetihler öne çıktığından kurulu şehir konar göçerleri kendine ram etmiştir.Bu topraklar üzerinde Şehir;kubbesi yıldızlara açık meydani geniş kurulamayınca yaşam tarzı dağlardan ovalara inemedi..İşte şimdilerde Ahi Ankara Şehri ile tarihî yerleşim dokusunu ve hürriyetçi yaşam tarzını geliştirmek isteyen konar-göçerler , Anadolu platosunda  tarihi hafızası yok edilerek böyle deformasyona uğratıldı.500 yıl sonra M.Kemal ile yeni atılım kazanmak istinadı gösteren Cumhuriyet Türkiye’si şimdi vahhabi islamcı siyaseti ve majestelerin muhalefeti ile tekrar tahrip edilmektedir…
3-700 yıl önce 10 yıl sonra…Selçuklular ile Horasani yükseliş :Çin-Hint kültüründen etkilenen kültürel AKIŞ, İslam kültürü ile yoğrulmaya duruken Farsi sözcüklerinden katkı alarak gelişir.Bu gelişim doğunun duygusal ve manevi kadim kültürelinde tıp ve matematiğin katkısı ile <dünyevi tasavvufi bir yol >çizgisi oluşturuyor.Burada dem alan kültürel form batıya doğru hakkaniyetli duruşun yanına sulh ve huzuru katarak ilerliyor.Hoşgörü ve gönüllülere hitabet Anadolu’ya ulaşıyor.700yıl öncesinde bu kültürel iklim Rum diyarlarinda zulüm ve baskıdan bunalan yerleşik yaşamı etkili bir dönüşüme sokuyor. Anadolu Selçuklu ve Karamanoğlu etkisindeki kültürel AKIŞ ,yeni kıvamını bulurken gövdesi Horsanda olan  kadim Kültürelin Bektaşilik ve Sarı Saltuk ile Rum ellerindeki uçlarını beslemesi devam ediyor…İdari yapılanış geleneksel ordu merkezli olması yanında ilim ocaklı bir sarmalda oluşturuyor. Hükümdar pratiği yanına aydınlatıcı Bilgenin ufuk çizgisini alıyor.Osmanlı öncesinde bu topraklara kadim kültürel birlik ve dirlik ruhunu böyle bir kuvve ile batıya taşır.Bu AKIŞ’ın önünde duramayan Doğu Roma sahne arkasına çekilerek; saraylı entirik yaşamıda <> ile besleyerek ,akıncı ve Otağlı konar göçerlerin yaşam tarzını kendine ram etmiştir…Sultan Yavuz & Şah İsmail savaşları bir içsavaştır.İçinde Bizans nifak etkisi kadar Emevi islami yorumun husumet katkısı vardır.Bu dalga  tahripkar inisiyatifini uzun yıllar sürdürdü .Birinci dünya savaşı ile çözüm  kalıplarını Sevr antlaşması ile Anadolu’ ya dayattı.Yüz yıl önce etkisiz kılınan bu tahribat bugün yine kapıyı çalmaktadır.Önümüzdeki on yıl bu ikinci kuşatma ile uğraşacağız.Şimdilerde bunun planları Güneyimizde koalisyon güçleri ve İsrail ile birlikte yapılıyor.Sözde <Kürt özgürlük hareketi >dananın butlarını almak için buna katkı ve katılım yapıyor.Uyanık olup;dirlik ve birlik halinde durmak ve davranmak hayati bir meseledir.
4-Tarihi bu günde görmek...İnşallah  30 Ağustos zaferinin feyzi hepimize yansır .Bu kısımda  Tanju dostun yazısındaki bazı konularda farklı yaklaşım ifade edeyim.”Toprağın mulkiyet altına alınması toprak üstünde herşeyi” mülk altına aldırdığı gibi şimdilerde” istikbali göklerde de ” mülk altına alınmaya başlandı.Mülkiyetci sistem tüm yaşam alanlarında vaziyete  tam hakim.Kadim kültürelin özüne bu hakimiyetin  nüksetmesini önlemek için damıtılması ve artırılması gerekli.Bunun kollektif bir önderlik ile sağlanabileceğini daha önceki yazılarda vurgulamaya gayret ettik.Devlet doğuda milletler yürüyüşünün bir formu olarak kuvvet merkezi olan ordunun ihtiyacı çerçevesinde şekil bulmuştur.Kuruluş kuvvetleri savaşçı olduğundan <Hakan> askeriyada sanat ve marifeti bir arada icra eder…Bir soya dayalı yönetimi ile sorumluluğu alan Hakan süreçte  hükümdara dönüşür. Hükümdar; konar göçerliğin işbölümü ve fetih şehirlerinde ahalinin ihtiyaçlarını adilane sağlamalıdır.Bu irade şehirleşme ile belirli dar bir  toplum kesimini kapsamına alır.Vergi düzeni zamanın muktedirlerinin siyasi kıvraklığı ve baskısı ile yaşam bulur.Askerî yapı ve hazine idari oluşumun en temel iki dayanağını oluşturmaktadır.Toplumsal ihtiyaçların tasnifi bu temel yönelimi besliyor. Arık otağdan çıkan  Devlet bekaa sorunu olarak resmi tarihini <saraylar> çerçevesinde oluşturmaktadır. Bekaa meselesi taban için ise;haraca bağlanma ve muktedirlerin varlığını korumak için savaşlarda ölme olarak yaşanmaya başlıyor.Bununla mülk arasında değişik ilişkiler var.Konar göçerler ;toplayan,avlayan ve hayvan besleyen olarak yaylalarda mekan tutarken, kale esaslı şehri oluşturan ahalide devletlu , hizmetli ,tarımla uğraşan , zanatçı ve ticaret eşrafi olarak yaşamda yer alıyordu.Osmanlı öncesinde konar göçerler mevcut idareden kopuk ve uzak. Osmanlı ile gelişen  miri toprak düzeninde ahali göçerler dışında devletin yapısalı ile bir biçimde bağlantılı.Teba ve hükümdarin razılıkta buluşmasında din kadar yaşamın da karşılıklı koruma  ve geliştirme arzusu var.İstanbul fethi sonrası geliştirilen <devşirme ve kapıkuluğu> ahalide devletludan uzaklaşarak bu razılıkta  bir temel bozulma oluşturmuştur.Ahaliden  kopan bu  kitle yerleşik yaşamda  göçerlerden ayrı bir  dinamik oluşturur.Osmanlı devlet yapılanmasını Bizans Kültüreli yoğurup Tanju dostun vurgusunda belirttiği ahalinin zapturapt altına alınması ile  geleneksel Hakkaniyet dışlanmış; Emevi ve Bizans karışımı saraylı Sultan <Padişahım çok yaşa> doğmuştur.Birinci Dünya savaşı sonrası M.Kemal  Atatürk ve silah arkadaslari, yurdun kurtuluşu ve Cumhuriyetin kuruluşu ile işgal ve yıkımın kısacası enkazın altından tekrar Hakkaniyetli  bir yönetim formunu  kısa sürel,de olsa kurmuşlardır.Zaten bu kuruluş 1935 ile kesintiye uğratıldı ve DP’nin ABD hegemonik gücüne ram olması ile temelleri sarsılmıştır.Ordunun değişik  atılımları iç dinamik gibi sürece dahil olan emperyalizmin yönetimi altında kalır.Ecevit ile CHP 1970 li yıllarda halkçı karakteri ile devletin toplumsal dokuda yer bulmasına katkıda bulunur.Ancak ;bu gelişim, 12 Eylül askeri darbesi marifeti ile yok edilirken genç filizler de ezilir..Anap, Dyp ve Akp neoliberalizmin ultra tekelcilik aşamasında birer araç ve Chp muhalefeti  ve Hdp de bu araçsallığın ikizidir.Artık kadim Devlet geleneğinin Kültürel milletten kopması bir yana kurumsal olarak, hakkaniyet ve hukuk açısından  da yok hükmündedir.

5-Mehmet Tanju Akad dost vesilesiyle ilk dört başlıkta farklı ve uylaşımda bulunduğum yerleri dile getirdim.Tanışıklığımızı H.Zabcı sağladı.Kendisinin bazı yazılarını face dışındaki kaynaklardan da okurum.Görüş ve fikriyattaki farklılığın bir zenginlik olduğunu düşünür iken bazı tezlerine itirazım olur.İyi niyetli olarak gençliğe fikrî malzeme bırakmaya gayret eden yönünü ise takdire şayan bulurum.Birlikte mekansal paylaşım zayıf olsada ruhen beraber olduğum birkaç <mağara adamından> birisidir.Bu yazısında noksan bulduğum yerleri kabaca birkaç cümle ile ifade edeyim.Musevilerin içinde kavimist ve savaşçı gücün diğer alanlar gibi din alanında oporatatif olduğu ,Nefsine yenik tüm siyasi hareketler zorbalık yapar bu etnisiteyi kapsama alırsa ötekilestirici bir zulüm uygular.Öte yandan hainlik genel olarak aşağılık kompleksi ile bağlantılı, bugün siyasi lider figürlerinin hiç birisi M.Kemal Atatürk’ü aşamaz.Bu öfkeyi kibirik uygulayanlar tarihselde hak ettikleri elim sonu muhakak yaşayacaklardır.Gençlik umut kaynağımız,eğitim, dil ve bilim  birlikte çökertilmekte. Eğitiminin içinde birisi olarak yerlerde sürünen bir müfredat ve çukurda bir ahlak olduğunu kısaca belirteyim.Bu nasıl aşılacak ve yeni yol hangi dayanakları kapsama alacak bunu diğer başlıklarda sunmaya gayret edeceğim. Şimdilik bu arife ve cuma akşam sonunda(biz perşembe akşam biraz sesiz ve işsiz olur kalbi yönelim içinde sulh ve huzuru tüm halik olmuşlara dileriz)iyı bayramlar..

6-Toplumcu Hürriyet için örgün toplum devleti…I.Dünya savaşı sonrası Batıda gelişen kapitalist sistem: Sosyal adalet arayışını önce kendi içinde sınıfsal mücadele(sosyal devlet formu) ve insan hakları( özgürlükler formu) şeklinde , daha sonraları batının tekelci emperyalist yapısına bağlı olarak kendi içinde( özde şirket hakları) görünürde insan hakları minvalinde gelişmektedir.Sömürü çarkı(Abd-İngiltere ve İsrail)ekseninden tüm dünya üzerine yayıldığından burada kısmi sosyal adalet sağlamada sömürgelerden elde edilenin kayanakların tüm topluma tedrici paylaşımı ile kendi içinde bir stabil düzen dengesi oluşturmuştur.II.Paylaşım savaşı sonrası ezilen ve dışlanan kesimler çevredeki halklar olmuş, hem işgal edilen Kuzey Amerika’da hemde Avrupa da göçmenler ve mülteciler sorunu oluşmuştur. Japonya , Rusya ve Çin hinterlandında farklı bir emperyal güç oluşmuş günümüzde doğu ve batı bölünmesi ,Kuzey- Güney bölüntüsünün yerine geçmiştir.Günümüz dünyasında I-Abd- Kanada,İngiltere ve İsrail, II- FransAlmanya(AB) ve İtalya III- Rusya ve Çin üçlü bir merkez bloğu ve eklentide olan ülkeler vardır..Bunun yanında Japonya ve Hindistan hem kendi hemde eklentili olarak farklı merkez bloklarına gitgel yapmaktadırlar. İkincil , üçüncül ve daha zayıf güçler bu merkez bloklarının jeostratejik sömürü haraketine göre konumlanmakta , kendi eklemli çıkarlarına uygun tavırlar üretmektedirler. Bu gün dünya meşhur ifade ile “çok kutuplu” bir yapıya bürünmüş II.paylaşım savaşı sonrası oluşan dünya düzenin sömürü çarkları çökmektedir. 2000’li yıllarla başlayan ve aşama aşam devam eden III.Dünya savaşı ,I.ve II.  bloğun itmesi ile BOP sonrası ,Avrasya , Uzak Asya  ve Latin Amerika coğrafyasına yayılma istinadı göstermekte ve  gidişatta bölgelerdeki tüm devletleri harp pozisyonuna sokmaktadır. Ayrıca I.Blok kendi içinde temerküzü güçlendirerek sistemin çöküşünü engellemek için dünya üzerine II.blok desteginde kooailsyon ve Nato marifeti ile abanmaktadır.Velhaasılı kelam harp sancısı apaçık olarak tüm dünyayı kasıp kavurmaya başlamıştır.Yeryüzünde sulh ve hakkaniyet cephesinin örülmesi bu sancılı gidişatı dururabilir. Çabalar yerel ve genelde buna yönelik olurken ülkeler kendi içlerinde tüm toplum kesimlerini özgür ve etkin birey temelinde sürece katacak laik-demokratik yapılar üretebilmeldir.Üretim; doğal gidişatta ekosistem bütünlüğü çerçevesinde temel ihtiyaçların giderilmesi için kamusal formlar öncülüğünde yapılırken, paylaşımın adil olması gözetilmelidir. Bu örgün demokratik bir toplum devleti yapılanması altında asgarı yaşam koşullarının tüm yurtaşlara sağlanması ile mümkündür. Eğitimin üretim ve ahlaki yüceltme ekseninde yeni nesillere aktarımı başta belirtiğim kültürel devrim ile taçlanmalıdır…Tolumcu hürriyet düzeni kavramına kısa bir açılım aramakla devam edeyim.Halkın bir deyişi var:”Toplum adamı” yani her halden anlayan ve somut çözüm yolu gösterip selamete erdiren kişi. Bunu halikin meselelerinde sorun ve problem olan yönlerine doğal gidişatı gözeterek bir çözüm yolu aramakla durumdan vazifeyi çıkarmak olarak ifade edelim.Toplum dinamikleri bu yönü ile ezilenlerin yanında sistemin değişiminde insiyatif geliştirmeye katkıda bulunursa toplumcu bir arayışı betimler.Batıdaki ‘sosyalist yolun ‘ deruni Türkçe ile ifadesini bu kavram kapsar. Hür olmak ve hür yaşamak özgüven ve kendi dışındaki tüm bileşenlerin hakkını gözetmeye gayret edişi kapsama alır. Hür olanları içeren hürriyet kavramı ile birlikte “Toplumcu hürriyet ” sentetik bir kavram oluşturur.”Toplumcu yurtseverlik,Tasavvufi Praksis yolunda” bunlar gibi en önemli kavramlarından birisi de” zamanın mekansal açılımı” bu yeni kavramlar toprağın dilini kadim kültürelin ilminde ve bilimin dili matematiksel terimleri sosyal yaşam alanına taşıma işlevi de bilincin bir formunu oluşturur..
7-2019???…Yazı üzerine görüşlerimi sunduğum ilk altı başlık irdelemeyi vicdani politik yaptığımızda irrasyonel olarak bu bize hak değil deriz..Ve lakin insanlığın nefsi mülküyetçi  bu düzende  vicdanı ,çürüme ötesinde kokuşmuşluktan beter bir durumda.Hangi konuda bir irdeleme ile atomik birimleri açığa çıkarma ve iç bağlantıları keşfe çaba göstersek icinde  bir <çıbanoğlu>..Bu başlıkta neden 2019 ???.. Zorda ve siddetli bir Kıriz ortamındayız. Bakalım bu gerilimli sosyal politik krizin patlaması ne getirecek?2018’i sağlık ve selamet ile aşmadan bile çok baş ağrısı çekilecektir.Mücadelede alan sınırları tarla çeperlerini aştı ,evlerin kapısını kırıyor.Bu durumda savunma; meşruiyet ve kitle cizgisine tabii halde  M.Kemal Atatürk ‘ten feyz alan yeni dinamikler oluştruyor.Bu karanlığın daha da yoğunlaşacağı günlerde çıkış istikametinde (kalbi gözlerinden yol gösterenlerin  katılımları ile)taban ağları oluşacaktır…Umudumuz diri,İnşallah  arı ve karınca gibi çalışıp örerek aydınlık yarınlara ulaşırız…baki selamlar..

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>