KOMŞUDA PİŞSE DE BİZE DÜŞMEZ, MUHTEMELEN…

tanju akadiyi tanımlı ayarı tutarlı bir yazı...mesele kültürel ve ahlakidir...pisko-sosyo süreçlerdeki gidişatta duyugusal sarım gereklidir... Orhan Karakuş

İsabetli olmuşş…yazılı metinleri incelendi mi? Proğramı kapitalist sistemi aşmak için  üretim ve paylaşımda ne  öneriyor? Örgütlenme modeli doğrudan demokrasiyi içselleştirmiş halkın kalıcı örgütelenme yapıları kurulmuş mu?… Orhan karakuş…

Tanju Akad’ın Yazısı

Demokrasi için sevinçli haber ama fazla havaya girilmese iyi olur… Başlıca dertleri ürettiklerinden fazla tüketmek…
KOMŞUDA PİŞSE DE BİZE DÜŞMEZ, MUHTEMELEN ONLAR BİLE YİYEMEZ …
Bazı kişiler Yunanistan seçimleri sonunda neredeyse “sevindirik” oldular. Bu eski bir hastalık. Hatta bundan Türkiye için hisse çıkarmaya çalışanlar bile var. Onlar yaptıysa biz niye yapamayız filan.
Önce şunu söyleyelim. Buradan Türkiye için hiçbir sonuç çıkmaz, sadece komşumuzda demokrasinin gelişmesinden sevinç duyabiliriz, o kadar. Bambaşka ülkeler, halklar, çok farklı kültürler.
Ayrıca,
Sol koalisyon bu seçimi ekonomik kriz nedeniyle kazandı. Ayrıca, hiç de gerçekçi olmayan bir program ve vaatlerle kazandı. Uygulama planı olduğuna dair bir işaret de yok. Şimdi acı ilaçları içmenin sırası gelmişken, kitlelere o refah vaatlerini sağlayamaz. Hatta muhtemelen durum daha da kötü olacaktır, şayet programından büyük tavizler vermezse.
Krizin kaynağı zaten ülkenin sürekli olarak ürettiğinden fazla tüketmesiydi. Ürettiğiniz kadar tüketin denilince celallendiler. Eee! peki, borçlanmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Almanlar çalışacak siz her gece tavernada… Buna daha ne kadar izin verecekler bakalım!!!
İhtiyacınız olan (ya da öyle sandığınız) kaynak başkasının elindeyken size istediğini yaptırmazlar. İstedikleri gibi sıkıştırırlar, manevra alanını daraltırlar. Kapitalist sistem kredi mekanizmasıyla yürür ve o mekanizma büyük devletlerin ve uluslararası mali sermayenin elindedir. Sistemin sınırları içinde kaplanı bile kedi gibi uysallaştırırlar. Syriza’nın sistemin dışına çıkması ise düşünülemez bile. Bu, reformizmin çıkmazı ve trajedisidir.
“Avrupa’yı titreten adam,” “korkuya kapılan batılı liderler” gibi başlıkları atanlara gelince, ya hain bir planları vardır, ya da akıllarını peynir ekmekle yemişler. Liderler Syriza’nın ne uysal kedi olduğunu herkesten iyi bilirler. Komşuda pişer bize de düşer diyenlere de sessizce pısıp oturmak düşer. Sonuçta “onların onda biri kadar oy al da öyle gel konuş” derlerse ne yapacaksın? (Yani tepem atmıyor değil bazen.)
Bu arada birkaç konuda dikkatli olmak gerekir:
(1) Syriza’yı geçen yüzyılın sol kavramlarıyla düşünmemek ve değerlendirmemek gerekir. Orada şimdi başka bir gerçeklik var, solu da farklı olacak elbet. Ayrıca zamanla birçok sol grup arasında yeni ayrışmalar olacak. Syriza’nın sorunları ve sonuçları tartışmaları artıracak.
(2) Gene de tabanda neo-liberal politikalar nedeniyle çok yoksul düşmüş olan halk kesimlerine yararlı bazı işler yapabilirler.
(3) Aslında kaynak için tek çıkar yolları gelir dağılımını değiştirmektir ama bunun siyasi bedelini ödeyebileceklerini hatta göze alabileceklerini bile sanmam.
(4) Uzun vadede herkes ürettiği kadar tüketir. Bunun dışında tek yok, alınmış olan eski borçların üzerine yatmaktır. Syriza zaten (batının şımarık çocuğu olarak) tekrar buna çalışacak ama yerler mi bilemem.
(5) Bu olay batının denetiminde, en azından kısmi markajında olmasaydı bu kadar rahat çalıştırmazlardı.
İzleyelim bakalım…Tanju Akad

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>