Karl Marks ve Fredrick Engels ile “toplumsal devrim”…/Orhan Karakuş

308685_2356739556462_3887198_na)K.Marks’tan aşağıya alacağım alıntı…
Marksist düşünüşte Diyalektik ve tarihi metryalizm yaklaşım bakışının özlü formülasyonudur:
“…Ulaşmış olduğum ve bir kez ulaşıldıktan sonra incelemelerime kılavuzluk et¬miş olan genel sonuç, kısaca şöyle formüle edilebilir: Varo¬luşlarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorun¬lu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri, onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç şe¬killerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirle¬yen, toplumsal varlıklarıdır. Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar, iktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder. Bu gibi altüst oluşların incelenmesinde, daima, iktisadi üretim koşullarının maddi altüst oluşu ile ki, bu, bilimsel bakımdan kesin olarak saptanabilir, hukuki, siyasal, dinsel, artistik ya da felsefî biçimleri, kısaca, insanların bu çatışmanın bilincine vardıkları ve onu sonuna kadar götürdükleri ideolojik şekilleri ayırt etmek gerekir. Nasıl ki, bir kimse hakkında, kendisi için taşıdığı fikre dayanılarak bir hüküm verilmezse, böyle bir altüst oluş dönemi hakkında da, bu dönemin kendi kendini değerlendirmesi göz önünde tutularak, bir hükme varılamaz; tam tersine, bu değerlendirmeleri maddi hayatın çelişkileriyle, toplumsal üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çatışmayla açıklamak gerekir. İçerebildiği bütün üretici güçler gelişmeden önce, bir toplumsal oluşum asla yok olmaz; yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri, bu ilişkilerin maddi varoluş koşulları, eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini almazlar. Onun içindir ki, insanlık kendi önüne, ancak çözüme bağlayabile¬ceği sorunları koyar. Çünkü yakından bakıldığında, her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak olan maddi koşulların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar. Geniş çizgileriyle, Asyatik üretim tarzı, antikçağ, feodal ve modern burjuva üretim tarzları, toplumsal-ekonomik şekillenmenin ileriye doğru gelişen çağları olarak nitelendirilebilirler. Burjuva üretim ilişkileri, toplumsal üretim sürecinin en son uzlaşmaz kar¬şıtlıktaki biçimidir — bireysel bir karşıtlık anlamında değil, bireylerin toplumsal varlık koşullarından doğan bir karşıtlık anlamında; bununla birlikte burjuva toplumun bağrında gelişen üretici güçler, aynı zamanda, bu karşıtlığı çözüme bağlayacak olan maddi koşulları yaratırlar. Demek ki, bu top¬lumsal oluşum ile, insan toplumunun tarih-öncesi sona er¬miş olur….” ….(K. Marks, F.Engels Felsefe metinleri sol yayınları eylül 2009 2. Baskı syf: 130-131)

b) Bu alıntının irdelenmesi için birkaç soru ile konuşuk olma:
1-“ Varoluşlarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar…”doğa, toplum ve birey bütünselliğinde bu kendiliğinde olanı saptamak mıdır? Diğer yönü ile alt yapı belirleyiciliğinde genel olarak maddi koşullar tarafından belirlenmek midir?… Devamla:”… bu üretim ilişkileri, onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur…” bunun üretim ilişkilerinin gelişimine bağlı ve kaynaklı olarak esas maddi temel olduğunu dile getirir.Bu toplumsal yaşamdaki dünyanın anlaşılır yorumu için bir öncül olarak determinist ”Marksist ruha” egemen olur.temelde altyapı belirleyicidir.Şimdi kültürelde başat olan ve üst yapı olarak kurumsallık,gelenek,sanat ve politik durumların daha ötesi toplumsal ve bireysel psikoloji etkisi ile bir belirlenimi midir? Burada onunda etkileri vardır ancak esas altyapıdır. Düşünüş temellerinden hareketle bu fikir öne sürülmektedir. Kanımca  değişim :Evrimin sosyo-psiko süreç içinde yeryüzünde bilincin maddesel hal alışı; keşif ve icatların çoğalması, yararlı bilginin gelişimi ve teknik uygulaması ile olmaktadır. Gidişatı ve değişim süreçlerini belirleyen budur.Bu insanda kolektif irade ile vukuu bulan maddiliğin inceliği içinde Cenabı Hakk’ın inayetidir. Acaba astronomide bir çok sarmal galaksilerin saptandığı, milyarlarca yıldızdan bahsedildiği , ve Güneş sisteminde bir gezegen olarak yeryüzünde oluşumuz bir tesadüf eseri midir? Bu kendiliğinde bir açılım olarak insanın var oluşuna(bilincin maddi üretimi) bir temel olabilir mi?.. “Kainatta her zere ile hemhal olabilen anatomik insanın merkezi sinir sistemi ;düşün atmosferi ve müdrikesi ile bu dünyada “tesadüflülüğün ötesinde “ maddiliğin zamansal açılımında örgüsel olarak zorunlu bir var oluştur. Var ve hepimizde mündemiç fıtratı bir gerçektir…
2- “İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır..” Marksist diyalektik olarak ifade edilen bu bu edilgendik saptama ile dünyayı değiştirme iddiası ne derece örtüşür?…Bilinç; genelde insandan üreyen tutum, tavır alış, bilgi ,fikir ve görüşler dizgesi olarak soyut bir dışsal mıdır?İnsanların bilinçli eylemine yol açan fikirlerin kitleler tarafından kavranılması ile değişimin hatta devrimlerin gerçeklemesi nasıl dayanak haline getirtecektir? Bu kısmın yakıcı etkisi volantirzimin  uygulayıcısı proletrya dikdatörlüğü V.İ.Lenin’de devlet ve ihtilal yapıtında öne çıkarılmıştır. A.Gramsci’de ise “kolektif bir öğreticinin” değişimi sağlaması olarak somutlaşmıştır.
Bu kendiliğindencilik ve salt deterministik yaklaşım Yılmaz Öner tarafından da ele alınmış ve prodetrministik yaklaşımda; yaşar kalma olasılığının zaman enleminin moment kazanan gerçekliğinde bir impuls olduğu vurgulanmıştır.Yaşamda ilkelerin arı, süzülmüş ve geleceği şekillendiren bir dizge olarak vicdani politik kal alması zamanın açılımına bağlı olarak Cenabı Hakk’ın Hayy’da daim olma iradesinin kullarında sezgi olarak tecelli etmesidir.
3- “Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet iliş¬kilerine ters düşerler.”… < Gelişmelerinin belli bir aşamasını> ne sağlar?… Marksist metodoloji ile diyelim ki: üretici güçlerin değişim ve yetkinleşmesi .Peki bu değişim ve yetkinleşme nasıl sağlanır? Bilginin temerküzü ve teknik planlamanın algoritmik yapılanışı ile, yani düşünsel devinim sonucu ortaya çıkan bilincin eserinde somutlaşması ile…Üretim tarzı ve Mülkiyet ilişkilerine ters düşen, maddi üretici güçlerinin gelişimi ise nefsi mülkiyetçi düzenekten nereye geçilecek mülksüzlüğe mi mülkiyeti özel yada özellikli tam otomasyona mı? Şimdi gidişat telekomünikasyon ve enformasyon yoğunlaşması ile tam otomasyona doğru? O halde bu yönelim de verili mülkiyetçi yapının bir gelişimidir. Acaba bu özel ve özellikli olan( mülkiyetin türev ilişkileri ile pay dağılımı) belirli bir zümrenin elinde mi?Genelde değişimli oynak ancak bu üsteki zümre her zaman kaymak.Kolektif öğretici bir irade ile kamunun mülk üzerinde otoritesi toplum yararına geliştirildiğinde mülksüzlüğe doğru evirilecek süreç insanlığın ve tüm halik olmuşların daha eşitlikçi ve hür bir ortamda yaşam bulmasını doğuracaktır. Burada Marksist teori ile uyumlu bir menzil ortaklaşısı vardır.
4-“İçerebildiği bütün üretici güçler gelişmeden önce, bir toplumsal oluşum asla yok olmaz; yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri, bu ilişkilerin maddi varoluş koşulları, eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini almazlar. Onun içindir ki, insanlık kendi önüne, ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar...Bir toplumsal değişimi koşullarının potensianın birikim sağlar bu temel bir gerçek. Acaba eski toplum içinden beklenti dışı yeni bir yönelim çıkıp başat olamaz mı? Yeni ve yüksek üretim ilişkileri ( teknik ve mülkiyetin nitel değişim ile üretim ve paylaşımın toplumsallaşması) daha önceki üretim tarzları içinde oluşamaz mıydı?Bu yükselen bir zincir halkaları gibi daima öncekini kapsamına alıp kapitalist formdan kapitalizmden çıktığı biçimi ile sosyalist, sonra komünist forma doğrumu ilerleyecek ve bu en gelişkin ülkede yada en zayıf halkada mı olacak?Üretimin sektörsel bazda toplumsallaşmasından çok bilgi üretim ve işlenmesinin yoğun toplumsallaşması(organik emeğin temerküzü) sonucu, hızla makinelerin teknik yetkinleşmesi ve robotik teknolojinin gelişimi ile meta üretimden insanın fizik(organik emeğinin) dolaylı çekilmesi olarak tezahür etmektedir. Bundan dayanak alınca değişimin esas istikameti kültürelin arıtılması ve damıtılmasına doğru yönelmektedir. İçinde yaşadığımız sömürüye dayalı maddi yaşamın temelden değişimi için mülkiyetin özel ve özellikli niteliği ile finans kapitalin türev ürünlerine karşı ekonomik bir üretim ve paylaşım modeli yanında ağırlıklı olarak nefsi mülkiyetçi kültürün damıtılması gereklidir.Kültürel devrim ile birlikte üretimin kamusal olarak planlanacağı mülkiyetin tüm insanlığa tevdi edilmesini sağlayacak yeni toplumun şafağındayız.Yeni toplumsal yaşam tarzı ve üretimin modellenmesi için devrim oluşumu tüm dünya ölçeğinde gelişecek ve halkaların en zayıfı yerine tüm sistemi aşan bir tarzda kıtasal ve bölgesel inşa edilebilecektir. “ Bizde marksın deyişi ile “insanlık olarak önümüze” harplerin bertarafı için sulh yapıcılığını ve laik doğrudan toplum devlet ile toplumcu bir hürriyet düzenini koymalıyız…
c) “Çağımızda da” değişimin gerekli olduğu bu kaotik durumda; korku yenilirse eşik aşılır…
“Bununla birlikte, İngiltere’de ve Kıtadaki kayda değer iktisadi olaylar üzerine makalelerim, bu gazeteye katkılarım arasında öyle önemli bir yer tutuyordu ki, asıl ekonomi politik biliminin alanına girmeyen pratik ayrıntılar hakkında bilgi edinmek zorunda kaldım.
“Ekonomi politik alanındaki incelemelerimin seyri hak¬kındaki bu taslakla, ben, yalnızca görüşlerimin, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin ve yönetici sınıfların çıkarcı yargılarıyla ne kadar az uyuşursa uyuşsun, uzun ve özenli ince¬lemelerin sonucu olduklarını göstermek istedim. Ama bilimin eşiğinde, cehennemin giriş kapısında olduğu gibi, şu kurala uymak zorunludur:
Qui si convien lasciare ogni sospetto Ogni viltâ convien ebe qui sia morta*
* “Burada bütün kuşkular kovulsun “Ve burada her türlü korku yok olsun.”
(Dante, İlahi Komedi.) ~Ed. (AGE.syf.133)
Şöyle bir sohbetle;
1- “…, ben, yalnızca görüşlerimin, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin ve…” demekle kendini anlatan Marks,bu sadece Marks ve o zamandaki entelektüel muadilleri için değil, bugün dahi her alandaki şahsiyetlerle bir konuda konuşuk olabilmek çok zor; kim kimi dinler, kim kiminle yana yana yürür , kim kiminle yarenlik edebilir…ve de özcesi kim kiminle içe dolanı gözden akan Işkla muhabbette katar ve daim kalabilir???…
2- Görüşleri hemen hemen tam’a yakın bir örgüsel dizge ile sunmak için emek verelim ve şu öğüdü hatırımızda tutalım:”… ben yalnızca görüşlerimin….uzun ve özenli incelemelerin sonucu olduklarını göstermek istedim. Ama bilimin eşiğinde, cehennemin giriş kapısında olduğu gibi, şu kurala uymak zorunludur:”… Ve burada her türlü korku yok olsun.”
K.Marks bu cesur ruhu bize taşmaktadır. Yenicene zamanlarda açılan mekanda zamanın ruhu nefsi kültürelin damıtılması ve verili düzenek sinematiğinin değişim olacaktır.Bilvesile değişime katkı koyan praksis düşünce akışının anlamlı köşe taşları hatıratlarına saygı duyarken aziz ruhları için Allah’tan rahmet dilerim…baki selamlar…

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>