İLİM ve BİLİM…/Orhan Karakuş

308685_2356739556462_3887198_nAllah-u Teala daha iyisini bilir…

Seyid Nesimi ,H.Pioncare ve Yılmaz Öner…

Acısı yeri göğü tutan yedi kapıdan aynı anda geçen bir insanı kamile danışıp Sözü Nesimi’den bir tuyuğ ile başalatalım:
” Bî-vefâ dünyâdan usandı gönül
Yok didi dünyâyı yok sandı gönül
Düşdi ışkın odına yandı gönül
Vahdetün kand-âbına kandı gönül..” Seyid İmadeddin Nesimi...
Kendimizden de açılacak yola atfen:
Sezgiye kap vurup aşkta yoralım,
Gönüle sunulan Nur-u Işkta yanalım,
Dört bir yana akıp aynı Kün’de olalım,
İnayetin lütfundan özlü SÖZ’ü alalım… 01.01 .2018
İlim ve bilim arasındaki diferensiyel fark…
Zümer suresi 9.Ayet Yaşar Nuri Öztürk meali : “9. Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır.”
“Bilme” olayını; yakını anlama , gidişattaki özdeğerleri kavrama ve içinde taşıdığı belirsizliği irdeleyerek ele alınmsı gereklidir. Burada ayeti kerime ile başlama amacı irfan olgusu ile bilimsel yönetem arasındaki zarı iki yüzden zerafetle inceleyebilmektir.Daha ileride Fransız matematikçi Henri Pioncare vesile kılınarak sezgi ve mantık üzerine bir kıymetlendirme kesimi açarak ,Yılmaz Öner’in bilgi için getirdiği iyi tanımlamayı düzenleyici bir esas temel olarak görüşlerimiz açılımında ifade eedeceğiz.
“Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.” ( Aristoteles )
“Dünyada her şey için,medeniyet için,hayat için başarı için, en hakkiki mürşit ilimdir, fendir”…M.Kemal Atatürk
“İlim Çin’de olsa gidip öğrenin..”Hz. Ali
“İlim ilim bilmek, ilim kendin bilmektir…”Yunus Emre.
“Bilgi en büyük güçtür…” F.Bacon
TDK’(Türk Dil Kurumu)ya göre Bilim:1.isim Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen,deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi,ilim.(tdk.gov.tr)
Bilim:Serili alem ( evrenin) doğal yapısını ve gidişattaki devinimin özü olan hareketleri incelenmesi, matematiksel metotlarla analitik olarak irdelenmesi ile bilginin kesinlik kazanması, sürekliğe bağlı olarak süreçte kendindeki ayıklanmayı da kapsayan teorik ve pratik çalışmaların ilgili alanlara yayılmış bütünlüğü…
İlim:İnsanın kendini gidişattaki içseliğe katarak evrende olan biteni kalbi gözle idrak ile Hakk’ı bilmesi, kendine varışı çözümleme ve kendin bilmesi…
Bilim ve ilim için felsefi yaklaşım:Tarihselde bilgi birikimi ve teknik düzey gelişimine bağlı ve karışık olarak , bazen birini diğerinin yerine kullanarak yapılan yorumlayışlarda esas olan; bilimin, gerçeğe(Hakikate) ulaşım yollarında bilginin metodolojik olarak kesinleştilimesi işlevi(Aristoteles), ilim marifeti ise hakikatın yakın idrakı için kendini bulma ve bilme işlevidir.(Yunus Emre) Bu iki yakalışm birbirinden oldukça farklı doğal ve ruhani yeni alanlara doğru farklı ufuklar açarlar… Bilimsel ve rasyonel düşünmeyi odakta tutarak doğayı fetiş haline getirme ile ilim yolunda statik bir dışsal tanrısallığa vurgu yapmak aynı denkliktedir.
Günümüz dünyasında tarihseli yorumlamak ve pratiğin şekil almasında vicdani bir rota oluşturmak elzemdir.Karamsarlığı kökünden kazıyarak umudu çoğaltacak olan gönül deminde bir akıletme işlevi; irfani ışk ile bilim yolunda matematiğin geliştirdiği kavramları yerli yerinde ve sarmal olarak kullanmayı zorunlu kılmaktadır.
Mantıksal yaklaşım hangi demden..
Genelde Aristo’nun ifade ettiği özdeşlik mantığında A Adır… Aksi durumda A değilse B dir.Ak ve kara zıt uçlarına bağlı olarak,doğru için (1) yanlışiçin (0) sayısal değerlerini kullanırız.Diyalektik mantık bunun ikisininde bir aradalığı ile zıtların birliği ve herşeyin ilinek bağı vardır demesine rağman temelde bu değerleri kullanarak bir son tahlilde A A dır. A değişime uğrar B olur demektedir. Tarihselde bu mantıksal yaklaşımlar sembolleştirilip, kıyas ve belli çıkarım kurallarında sistemleştirilerek mantık bilgisi olarak litaretürde işlenmeye başlanmıştır. Diyalektik mantık klasik mantığın belirli noktalardaki sorunsallığını ortaya koymuş ancak onu aşma boyutuna ulaşamamıştır.Fuzzysel Mantık yada Bulanık Mantık kuralları klasik mantığın ak kara boyutunu uç ekstrem değerler olarak tanımlayarak bir kümeya aitlik olgusunu x elaman A için 0≤µA(x)≤1 arasında bir reel deger ile mertebe ve derece ölçüsüne bağlı bir bulanık irdeleme sureci ortaya koymuştur .Bu sürecin durulanması çerçevesindeki kıymetlendirme sonucu; şuraya şukadar ait , buraya bu kadar ait ,hemen hemen şudur ve olası bir çıktısı budur gibi eşikler ile ifadelendirmiştir.Bu klasik analizi aşma süreci, henüz yeni olup güncel yaşam ve nesillerin eğitim – öğretim müfredatına tam olarak girememiş,pür ve gelişmiş alanlarda teknik düzeylerde modelleme çalışmaları ile sürmektedir. Modern fizikteki görecelik, kuantum teorisinin matematiksel kavramları, dif geometri, operatörler cebri ve pisiko -sosyoda istatiksel mekanik , bulanık mantıktaki düşünsel devinim sonucu oluşan gelişmeler ve bilincin madiliği meseleleri, bilimsellikten beslenmesi gereken fikriyat alanına pek yansıyamamıştır.Tasavufi praksis yol felsefi yaklaşımı ile bu alt yapı sütunları temelinde yeni bir açılım için sunumlar yapmaya gayret etmekteyim. Doğunun mistik ruhani tasavvufi kültürelinde damıtılmış; inayet ve vahdeniyet ile Nasreddin Hoca’nın meşhur sende haklısın, sende haklısın vede sende haklısın fıkrasındaki düşünüş süreçleri ve deruni Türkçe’nin Fuzzysel alana çok yatkın bir dilsel kavram birikimine sahip olduğunu göstermektedir. İçe doluş ve düşünsel devinimle, Fuzzysel mantığın nakşina uyumlu duygusal gergefte akıl operatörü tutuklaması ile fikriyat ve beceri sonrası ESERler oluşur. İçe doluş bağlantılı(İnayet) akıl operatörü ile anda potensiayanın tutuklanması sonunda toplumsalda sosyo-psiko bilinç seviyesini yükseltir.Yaşamda karşılıklı yarenlik sofrası kurulabilinirse hakikate yakın bilgiler kıvamına gelince birlikte hazm edilir…
“Sezgiye kap vurmak” ile “Hakikati yakın kavrama”…
Doğuda gelişen tasavvufi kültürelin temelinde manaca belirsizliği sezgi ile yorumlama ve imkansız bir alana ise içe doluşla “ Minel vekil Allah Kerim” yaklaşımı esastır. Seyid Nesimi ile dile getirlien başlangıç kısmı buna işaret eder.Mantıksal olana “makul ve itibari” deriz.Ve bunun zihin atmosferi ve topoğrafyasındaki akış hareketleri düşünsel devinimin aklıla bağları için “akletme” kavramına ağırlık vererek”hiç akletmez misin?” ile uyarıcı bir etkide bulunuruz.Potensia kavramı evenselde doğal gidişatla uyumlu bir akışıtaki yarıçapı gönlümüze açık olarak dolan “konveks verili durumu” ifade eder.Bu gönlümüzdeki yarıçap öznel olduğundan hiç kimsenin potensia kavrayışı bire bir ve aynı olamaz ancak yakın anlamlandırma uylaşımı sağlayabiliriz. Fuzeysel mantık ile irdelemeye yöneldiğimizde bu dilsel atomik brimlerdeki eşiklerin ölçümü bir normatif kıymet sunar.Bu yaklaşımı “hakikati yakın kavrama” ile ifadelendirmek yerinde olur… İlim ve bilim için devam: “Sezgi ve mantık” …H.Pioncare
Kavramların içerik ve kapsamında “uylaşım” esastır fikrini temelde tutarak:Matematiksel sürekli , fizik süreklisi ,uzay- zaman,sonsuzluk olgularını kas duyumları ve his duyumları çerçevesinde irdelediği eserinde(Bilimin Değeri) ; bilginin kesinleştirilmesi işlevinde sezgi ve mantık yaklaşımların fark ve sarmallı yapısallığı üzerinde duran J.Henri Pioncare sezginin bütünleyici rolü ile mantığın inşa edici karaterini şöye açıklar:
“…Kesinleşmekle matematik bilimi kimsenin gözünden kaçmayan bir yapmalık karekteri kazanıyor; kendi tarihi menşeinin unutuyor,soruların nasıl çözülebileceği görülüyor,fakat onların nasıl ve niçin ortaya çıktıkları görülmez oluyor.
Bu bize gösterir ki mantık yetmez ısbatlı bilim tekmil bilim değildir.Sezgi mantığı tamamlama rolünü muhafaza etmelidir.ben buna denge ağırlığı veya panzehir rolü de diyebilirdim…” (J. H.Pioncare Bilmin Değeri syf:16 M.E.B basım evi 1949 çeviri: Fethi Yücel )
İrdeleme konumuz olan Fuzzysel( bulanık) mantığın tema ve günümüzdeki gelişim seyrinde uzay -zaman göreceliği ve süreklilik konularında güçlü açılımlar yapan H.Pioncare’nin yaklaşımlarının ve düşünüş tarzının önemli bir katkısı vardır. Daha önceki çalışma kitablarımızda; İnsan zihninin sınırlandırıcılık özelliği gereği , kapsama alanındaki düşünsel devinimin konfigürasyonlarının akıl operatörü ile anda tutuklanarak doğaya uyumlu ve zeki çözümler üretmesini bilincin maddiliği olarak ifae etmiştik. Bu kitaplarda Aristo’nun ifade etiği <potensia> kavramına ,Yılmaz Öner’in Fizik ve Felsefe yapıtında getridiği açılım doğrultusunda içerik kapsamına yer vererek kainatta oluşan devinimsel süreç ile zihin atmosferinde oluşan düşünsel devinim paralelliğine de değinmiştik.
Kavramlar ,bilgi birikim sürecinde matematiksel yönetemlerle kesinleştirildiği kadar toplumsal yaşam alanında da tecrübenin imbiğinden geçerek içinde yaşamsal kıymet biriktirmesi süreci, her coğrafyanın yapısalına uygun bir güçlü dil dizgesinin varlığını gerekli kılar. Kendi coğrafyamız ve hinterlandında farklı kadim diller kadar Deruni Türkçe olarak ifade ettiğim dilimiz bu güce maliktir. Deruni Türkçe kendi esnek , anlatımdaki kıvrak yapısı ve tını zenginliği ile Fuzzysel mantığın atomik birimi olan dilsel değişkenlerin seçilip uygulanmasına geniş olanak verir…
“Potensia” özdeğerleri meselesi…
Genel olarak fiziko-kimya ile biyo-pisiko süreçlerin tümünü maddi manevi bünyesine alan bir varlık olarak İnsan doğanın bilgi üretim sürecinde aktif bir özdeğeridir.Bilgi birikiminde insanlık ve fert olarak insanın geliştirici ve değiştirici yönü bu aşamada evrimsel sürecin başat yönelimidir.İlmi ve bilmi bilginin damıtılmasında kolektif iradenin tesis edilmesinde insanın varlığı esasdır.Burada nefsi mütmanin düzgün insanların oluşturacağı bir örgün yapılanış ancak toplumsal ve ekosistem bütünselliğinde doğayı tüm halik olmuşlarla birlikte kucaklar. Hadisi kutside nakil edilen: “Ben mümin kulumun gören gözü ,işiten kulağı, eli ve dili olurum” mealinde ifade edilendir.
Güneş sistemi ile birlikte arzın kendi öz devinimi(bilmi) ve bir yazgısı(İlmi) vardır.İnsanlar kendi tecrübe ve ufuk sınırları ile somutlaştırdıkları maddi şeyler üzerinden varlık kanıtlamaya aklen meyillidir.Makulat çerçevesi denilen bu husus hisi ve kalbi sezgi derinliğini dışta bırakan bir çevrim sunar.İster fert fert ister bir küme olarak insanlar makulatta olanı daha değerli bulur ve olan biten budur diyerek kendi aklının beraklığını ve yüceliğini kesinleştirir.Oysa İçe doluşa yer vermeyen düşünüş ve gönül deminde akletme meyli kısıtlı olan nefsi emarelere yenik insanın, öz çıkarcı yönü ağırlıklıdır.Nefsi mülkiyetçi düzenekte vicdani yönü zayıf kalan insanın dayanışma, merhamet , edep ve ar ile doldurulması bir eğitim ve öğretim sürecini gerekli kılar…devam edecek baki selamlar…

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>