Eğitim ‘de sistemsizlik üzerine…/Orhan Karakuş

buzul eriyor                                                                                                                            ABD şırıngası…
Uzun zamandır eğitim süreçlerinde emek veren her yönü ile öğrenim ve beceri konularında uygulamalı çalışan birisi olarak bu “Milli eğitim sistemi”  bu  ara rejim hükümetleri ile bakanından idarecisine sorun üretmektedir.Gerçi 1950’li yıllarda Milli Egitimin içine “deep olarak salınan ABD şırıngası”  ile denetim , müfredatın içeriğinin belirlenmesi ve koordinasyon mekanizmaları yaklaşık 70 yıldır igdiş edilen bir sistem bozukluğu yaşanmaktadır.Öncelikle Köy enstitüsü ve yerinde eğitim modeli siyasi elitlerin işbirliği ile bertaraf edilmiş  eğitim ;Okuma -yazma  olarak rakamsal yükseltip, derinlik ve  düzeyi sürekli düşürülen bir mecrada ilerletilmiştir.Bunu tarihselde irdelenmesi  vicdani politik güncelde incelenmesi ise akademik politikdir. Burada irdelemeyi Halkçı cumhuriyet yönelimi ile köy enstitüsü ve Yök’ lü Üniversitenin bilim ve teknolojiyi iğdiş etmesi…Akademik politik olarak güncelde yaşayan deruni Türkçe’yi kavrama ve analitik düşünme kabiliyeti başlıklarında ele alacağız…
Halkçı cumhuriyet yönelimi ile Köy Enstitüsü …
Tarihin gidişatında  güçlü yönetim formlarında birisi olan  ve çökertilen /çürümüş Osmanlı imparatorluğu  yeniden başka bir form olan M.Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarınca milletin bir diriliş ve derlenişi olan Ulusal kurtuluş ve Cumhuriyetin kuruluşu ile ayağa kalkmıştır.Bilim ve ilim yolunda irfanı açık vicdanı hür nesiller yetiştirmek isteyen kurucu irade: toplumsal devinim için halk evleri ile dayandığı tabanın cehalete karşı direncini oluşturmak , bir dinamik eğitim modeli olan Köy Enstitüleri ile araştırma ve üretim temelli eğitimi hayata geçirmeye çalışmıştır. Bizim kuşağın son kırıntılarına yetiştiği öğretmen okulları  bile müfredat ve yöntem olarak bu anlayışı içsel olarak uygulamaktaydı. Dört yıl boyunca okuduğumuz ve uyguladığımız MF programı ile ortaokullara Matematik ve Fen dersleri verebilecek yetkinliğe ulaşmıştık. Köy Enstütüleri hür düşünceli vicdani eylemli öğretmenlerin Türkiye’nin her tarafına “Anlımızda bilgilerden bir çelenk.. Nura doğru koşan…” bir  RUH ile donatıyordu. Öncelikle Emperyalizme ram olan İ.İnönü’lü CHP hükümeti, sonraları A.Menderes’li DP hükümeti eli ile  bu atılım boğulmuştur.Bu zaaf tüm olumsuz  süreçlerin kaynağıdır.
YÖK’lü üniversitelerin bilim ve teknolojiyi iğdiş etmesi…
Üniversitelerin akademik personeli ve öğrenci gençlik ile toplumsal uyanışın UÇ KALE’leri olmaya başladığı 1960lı ve 70’li yıllarda Emperyalizm mahreçli 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri ile bu güçlü  filiz uçları yok etme programını uygulamıştır.BU zamanlarda zoplumsal direniş halka ulaşmış işçi ve üretici direnişi tüm yurdu sarmıştır.Darbeler ile  örgütlenme daraltılıp DİSK ve TÖB-DER, DEV –GENÇ gibi oluşumlar olağan üstü yasalarla sıkıyönetim mahkemelerinde harap edilmiştir. Bilimsel düşünüşü rehber kılan akademik kadrolar budanmış ve atılgan yurtsever gençlik zindanlarda ezilmiş , genç önderler kurşuna dizilip dara çekilmiştir.12 Eylül İle Anayasal kuruluş haline getirilen YÖK eli ile  bilimsel bilgi  üretimi  ekonomik alanlardan koparılmış teknolojik gelişim ile bağları kesilen üniversitelerde öğretim; ilköğretim ve lise de sürdürülen kalıpçı-ezberci eğitimin devamı haline getirilmiştir.Şimdi yayınlanan bir haberde  belirli kriterlere göre dünyadaki ilk 500 üniversitede Türkiye’den   Üniversitenin bulunmayışı ve orta öğretim temelli PISSA sınavlarında dil ve analtik(Türkçe ve Matematik) düşünme bakımından ölçme değerlendirmede  son sıralarda yer alış bu eğitim modelinin (emperyalizme beyin göçü ve ezberci eğitim) artık fiilen çöktüğünün resmidir.

ENKAZ ve YIKIM’ın altındayız…
Milli eğitimin başına, bizatihi kendi başarısızlık verileri önüne gelen “REİS ‘in“taşı düştü.Önce MEB ‘li liseye giriş TEOG muamması (hala ne olacağı belirsiz)sonra Üniversite giriş sınavında YÖK’çü değişiklik.Bir Hazırlık yapılmadığı besbelli olan bu değişimin aracele uygulamaya sokuluşu ve 15 yıldır iktidarda olan AKP eli ile yaz boz tahtasına dönüştürülen eğitim müfredatları ile yeni neslin genç dimağı kör geleceği heba  edilmiştir.(Başka bir yazının konusu olmakla birlikte Eğitim ,yerelinde ve uygulama alanları ile beceri ve istenç yönelimine bağlı politeknik ve uygulamlı bilim dallarında sınavsız olmalı.Pür alanlarda branşlara uygun gelişim  orta öğretimden başaltırak elimine edici bir  yapıya kavuştutulmalıdır.) Dilin tınısı ve anonimden koparılan doğal üreyişi yanında bilimsel bilgi için gerekli olan terim ve kavramlarda sulandırılmıştır. Emperyalizme karşı direnişin simgesi olan Mustafa Kemal Atatürk hedef alınarak < iki ayyaş>, Çanakkale zaferi,30 Ağustos Büyük Taarruz , Ulusal kurtuluş ve Lozan sulandırılmış, Evrim üzerine koparılan fırtına ve camilerde siyasi gösteri üzerinden yapay bir tartışma açılmıştır.Türk dili (Güneş dil teorisinin bilimsel temele oturtulması)ve kökenin tarihinin (hakkaniyet ve sulh yapıcılığın kültürel kodu) araştırıcı gelişimi Türk Dil Kurumu  ve Türk Tarih Kurumu lav edilerek yok edilmeye devam edilmiştir.Şimdi elde var ENKAZ…
Deruni Türkçeyi kavrama ve analitik düşünme…
Kendi öz kavrayış ve duygu aktarım dili olan doğal deruni Türkçe’yi bilmeyen nesiller ikinci bir dili ve doğanın dili olan matematiği kavrayamaz. Türkçe beşeri coğrafyamızın kadim kültürelini besleyen bir ana damardır.Kendi kıvam ,kapsam ve içerik zenginleştirirci özellikleri ile diğer dillerden aldığı kavramları kendi haznesi gücü ve nurani ışığı ile teknesinde yoğurup yaşamda geçerli kılar.Dilsel değişkenleri yorumlamada esnek olan Deruni Türkçe bu günün ve geleceğin matematiğini aktarımda da temel bir dildir… Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,dilin gelişimi ve matematiğin anlaşılmasında önemli eserler veren ismini anamadıklarımız da dahil ,Atilla ilhan ,Nazım Hikmet ,Oktay Sinanoğlu ve Yılmaz Öner’in şahsında kıymetli münevverlerimizi yad edelim. Ruhları şad olsun…Bugün acil ihtiyaç ana kucağından başlayarak, ana okulu ve ilköğretimde deruni Türkçeyi edebi ve bilimsel yönü ile tekrar yetkin bir teknik ve  düz Latin alfabesi ile  örgün öğretime almak olmalıdır.Öğretmen yetiştiren kurumlar dili derinlemesine öğretme ve güncel gelişmeleri takip etmede bulanık mantık temelinde yeni bir müfredat uygulamalıdır.Analitik düşünmede doğal dilin lirik kavramları ve içerik zenginliği tasavvufi yolda mayalandırılmıştır.Bu alanda Türk dil kurumunun işlevine vakıf olarak öncelikle Ankara üniversitesi ve İstanbul üniversitesinde köklü ve güçlü bölümler reforme edilmelidir.İlköğretim de sayı ve şekil bilgisi ana okulundan başlayarak oyun ve uygulama içinde parça bütün dinamiği ile yeni nesillere verilmelidir.Kısır ve yapay tekrar dolu olan soyut sayı kavramına dayalı işlemlerden, birbirine benzer soru ve problemlerden  konular arındırılmalı, aralık ve sayı doğrusu bütünlüğü küme kavramına teşmil edilmeli ve ölçü olarak sayı hafızaya nakış edilmelidir. Eğitimin bu değişimci ve dönüştürücü niteliğini uygulayacak dirençli   ve toplumcu yurtsever bir harekete ihtiyaç vardır. Bu günkü enkaz ve yıkımı birlikte ortaya çıkaran siyasi iktidar ile  muhalefeti ve cüruf  siyasi oluşumlar bunu başaramaz…Vicdani politik rotayı merhametle donatacak,eğitim ve öğrenimi şevkle yapacak vede uygulamada coşkuyu yaşama taşıyacak bu toplumcu hareketi oluşturmak durumdan çıkan vazifedir… Bu kadar vesselam…baki selamlar…

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>