Çağı Aşan Bir Üstad:Devrim Erbil…/Orhan Karakuş

devrim1Devrim Erbil…Sekseninde bir Delikanlı…
Bir duyuru paylaşımı sonrası ,Çankaya Belediyesi’nin etkinliği olan Çağdaş Sanatlar Merkezinde; bir resim açılışını gitmek geldi içimden.Belki birilerini görür ,yeni yüzler tanırım dürtüsü içindeydim.Galeri kısımlarını gezmeye başladığımda ruh ve bedenim ayrıldı ,kaotik bir akış ortamı içinde buldum kendimi…Önce hayat çizgilerini fotoğraflarından izlediğim Devrim Erbil üstadı katları dolaşırken uzaktan, hazırlanan tanıtım kitabını imzalarken gördüm.Murtaza arkadaşla karşılaştım birkaç laf ettik.Zihnimde kitabı imzalatmak ve üstadın resimlerindeki geometrik soyutlamaları hakkında “fraktal yaklaşım” ve “ garip çekiciler” bağı konusunda bir yorumu kristalize etmek için düşünüyordum.Kendisine ulaşamadım.Açılış anonsu ile konuşmaları izlemeye geçtik.O sıra gençlik yol arkadaşlarımdan Ayfer ile birkaç kelime hasbihal edebildik ve konuşmaları dinlemeye başladım.Önce “küratör” İbrahim Karaoğlu takdim ve sunumu daha sonra Devrim Erbil üstadın konuşmalarını duyumsamaya çabaladım.İstanbul karmaşasından damıtılmış nazik bir uslupla üstadın :”Ankara Mustafa Kemal Atatürk’ün ve cumhuriyetin emanetidir.” sözünü bir kez daha kalbime nakş eyledim.Kendim; Ankara’yı Hititler ile birlikte Anadolu ve insanlık tarihinde tasavvufi bir tarih yapıcısı olarak irdelerim.Bu “emanet” uzun ve birikimli kesintisiz akışın bir devresine vurgu idi…devrim3

Gezinti :<bir 68>ruhu…
Resimlerini İzlerken bakışlarımı derindeki ruhu kavramaya yöneltmeye çabalıyordum.Öğretmen okulunda iken müfredatında etkisi ile matematiğin yanında müzik ve resim derslerine çok önem verirdik.”Empresyonist ” ressamların hayatlarını okumuştum. Hatıratımda kaldığı kadarı ile “gerçeklik üstü ve Nü” yorumlamaları okuduğum kitaplarda baskındı.Daha sonra Türk ressamlarından İbrahim Çallı ilgimi çekmişti. 1980’li yıllarda Pikacso ve daha sonra Kilisede kutsal tasvirleri farklı bir uslupla resimleyen “lanetli bir kilise ressamı, sokağın isyankar çocuğu Caravaggio’nun “ resimlerini incelemiştim.Ressamların,özellikle görünür doğanın bilgi taşıyıcı “sulu boya” ile yapılıloan çalışmalırında farklı bir zerafet bulurdum…                                                                                           devrim5imagesdevrimw740_devrimerbilistanbul01

Devrim Erbil üstadın sergisini gezerken aldığım tanıtım kitabındaki , hayatını okuyup  internetten yapıtlarını irdelediğimde : Gençlik resimlerinde özgün ruhunu gördüm.Halı motif ve renkleri ile başlayan derin yolculuğunda kendimce <çizgilerin örgüsü altında renklerin dansını> yakaladım.Olgunluk ve kendimin Üstad dediği kesimde karmaşayı ve kozmopolitanı “şiirsel soyutlamalar” altında bir <hüzün şarkısı> eşliğinde İstanbul’un doğal halinin nefsi mülkiyetçi düzendeki ölümcül evrilişini acı içinde yaşadığını duyumsadım.Hele kırmızı tonlamadaki Kuşlar ile İstanbul resimlerini ranta kurban edilen bir şehrin bize yansıyan haykırışları olarak algıladım. Hayatından bazı kesitlerimagedevrim4

erbil6erbil3erbil3 erbil4erbil1

Sözün özü:Geometrik soyutlamalar öncesi <kuantatif plazmayı> kavrayışı ve doğanın  hallarini resimde kal olarak kristalize edişini H.Piancore deyişi ile oldukça  yetkin ve filozofik bulduğumu belirteyim…baki selamlar…Görseller:www.devrimerbil.com/Devrim Erbil Offical Web Site.

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>